prof. dr. selim isbir 4

 

Abdominal Aort Anevrizması ölümle sonuçlanabilen ciddi bir hastalık. Karın boşluğundaki aort damarlarını  genişlemesi sonucu oluşan bu hastalık,  sinsi seyrediyor ve belirti vermiyor. Genişleyen damarlar fark edilmezse patlıyor  ve yüksek bir oranda ölümle sonuçlanıyor.

Marmara Üniversitesi, Pendik Eğitim  Araştırma Hastanesi, Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Selim İsbir, Hastalığın daha çok 60 yaş üstü sigara içen hipertansiyonu olan erkeklerde gördüğünü kaydediyor.

Prof.Dr. İsbir, hastaların büyük çoğunluğunun anevrizma patladığı zaman bu hastalıktan haberdar olduklarını vurguluyor.

“Çok az sayıda hastada öncesinde karın ve bel bölgelerinde ağrı ortaya çıkar ki bu belirtiler hastalığa özel belirtiler değildir. Kanımca toplumda yeterince bilinmemesinin en önemli nedeni hastalığa özel bir belirtisinin olmaması vede aort damarının bu süreçte sinsice büyümeye devam etmesidir.’’

Prof.Dr. İsbir, anevrizma patlamadan önce hastada karın ağrısının en sık karşılaştıkları belirti olduğunu ifade ediyor.

‘’Damarın patlaması ve karın boşluğuna kanamanın başlaması ki halk arasında “iç kanama” olarak da isimlendirilir ani tansiyon düşmesi ve buna bağlı belirtiler ortaya çıkar.  Eğer hasta şanslı ise kanama kendi kendini sınırlar ve hasta bu ameliyatın yapılabileceği Kalp Damar Cerrahisi merkezi olan bir hastaneye ulaşabilirse kurtulma şansı olabilir. Ama çoğunlukla bu tablo aksi yönde gelişir ve hastalar anevrizma patladığında hayatlarını kaybederler. Anevrizması patlayan ve hastaneye ulaşan hastalarda ise aşırı kan kaybına bağlı böbrek yetmezliği, eğer altta yatan bir kalp hastalığı mevcut ise kalp krizi ve hatta felç ortaya çıkabilmektedir.’’

Prof.Dr. isbir çoğunlukla karın ağrısı ile başvuran hastalarda basit bir ultrasonografi ile tanı konulduğuna dikkat çekiyor.

“Çoğunlukla karın ağrısı ile başvuran hastalarda basit bir ultrasonografi ile tanı koymak mümkündür. Karın ağrısı yapan diğer hastalıklarla karıştırmak mümkündür. Ancak karın ağrısı ile beraber hastalarda bir şok tablosu da olduğundan akla abdominal aort anevrizması gelmelidir.’’

Hastalığın genetik yatkınlığı olduğunu belirten İspir, ailesinde anevrizma öyküsü olanlarda daha sık görüldüğünü ifade ediyor.

 Ayrıca damar sertliğine bağlı ( kireçlenme ) kalp hastalığı olanlarda daha sık görülür. Bu noktada yüksek tansiyon, sigara ve erkek cinsiyet en önemli risk faktörleridir.

Patlayan anevrizmalarda hastanın en kısa sürede bu ameliyatların yapılabileceği “ Kalp Damar Cerrahisi” merkezlerine yönlendirilmesi gerektiğini belirten Prof.Dr. İsbir, ‘’hastaya sıvı ve kan desteği yapılmalı ve eğer merkez “endovasküler “ tedavi yapabiliyor ise süratle bu tedavi uygulanmalıdır.’’ diyor.

‘’Endovasküler tedavide kasık bölgesinden “endovasküler greft” adını verdiğimiz bir stent anevrizmanın olduğu aort bölgesinde yerleştirilir ve kanama durdurularak anevrizma tedavi edilir. Ancak her hasta bu yöntem için uygun olmayabilir bu takdirde klasik cerrahi yöntemle karın bölgesinden yapılan bir ameliyatla anevrizma bölgesine bir suni damar yerleştirilir. ‘’

ENDOVASKÜLER TAMİRLE  DENEYİMLİ MERKEZLERDE ÖLÜM ORANI YÜZDE 0’DIR..

Prof.Dr. Selim İsbir,  endovasküler tamirin son yıllarda hastalığın tedavisinde çok önemli bir yenilik olduğunu  ve hastaların hayatta kalma oranını büyük bir oranda artırdığını kaydediyor.

 ‘’Abdominal aort anevrizmalarına yönelik açık cerrahi yöntem olarak adlandırdığımız yöntemde eğer hasta anevriması patlamadan tanısı konmuş ve de ameliyata alınmış ise ameliyat esnasında ölüm oranı %5-6 civarındadır. Bu rakam endovasküler teknikte %1 civarında hatta deneyimli merkezlerde %0 dır. Anevrizması patlayan hastalarda açık cerrahi yöntemde bu oran %15-20 lerdedir. Endovasküler Tamir yönteminde, özel bir stent  kasıktan katater yardımı ile  anevrizmanın içine yerleştirilmekte ve anevrizmayı devre dışı bırakmaktadır.’’

  ENDOVASKÜLER TAMİR HER MERKEZDE YAPILMIYOR

Prof.Dr. Selim İsbir, abdominal aort anevrizması tamirinin her merkezde yapılamadığının altını çiziyor.

‘’Abdominal aort anevrizmalarına yönelik endovasküler tedavi ameliyathane şartlarında kalp damar cerrahları, girişimsel radyoloji uzmanları, kalp damar cerrahisi anestezi uzmanları,deneyimli  teknisyenler ve hemşirelerden  oluşan geniş bir ekiple tedavi edilirler. Bu ameliyathanelerde greftin yerleştirilmesi esnasında anjiyografi cihazı adı verilen görüntüleme cihazının olması gerekmektedir.  İşlemin ameliyathane şartlarında yapılması özellikle enfeksiyonun önlenmesi vede işlem sırasında stentin yerleştirilememesi durumunda açık ameliyata geçilmesi durumunda önemlidir. Ülkemizde ameliyathane ortamında anjiyografi cihazı bulunan Kalp Damar Cerrahisi merkezlerinin sayısı oldukça azdır. Çoğunlukla kardiyoloji ve radyoloji bölümlerinin anjiyografi laboratuarlarında yapılmaktadır ki bu durum kanımca risk taşımaktadır.’’

  TARAMA İÇİN KALP DAMAR CERRAHİSİ MERKEZLERİNE BAŞVURULMALI

Prof.Dr. Selim İsbir, ‘’tarama için Kalp Damar Cerrahisi merkezlerine başvurulmalı. Sonrasında Radyoloji bölümlerinde yapılan ultrasonografi ve detaylı tomografik incelemler ile tanı koymak mümkündür.’’ diyor.