FATMA DEMİR TURGUT

 

Sezaryen dosyasını hazırlamaya karar verdikten sonra onlarca anne ve anne adayı ile konuştum. Fikrine başvurduğum annelerin neredeyse tamamı bebeğinin normal yolla doğmasından yana. İlginç olan ise  içlerinde normal doğum yapan sadece 1-2 kişi  bulunuyor.Şu da var ki, anne ve anne adaylarından  ‘ sezaryen olmasaydı doğum yapmazdım’’ diyen de oldu.

Genel olarak normal doğumdan yana olunmasına rağmen Türkiye’de neredeyse tüm doğumların yarısı sezaryenle gerçekleşiyor. Sezaryen oranının yüzde 46 olduğu, son 6 ayda da bu rakamın yüzde 48’e çıktığı belirtiliyor. Hatta özel hastanelerde sezaryenle doğum oranının yüzde 80 olduğu kaydediliyor.Ya bebek ters geliyor, ya kalp atışları zayıflıyor,ya da  kordon dolanıyor..Kısaca normal doğuma niyet edilse de ,sonuç hep sezaryen oluyor…

 

DOĞUMLA İLGİLİ  KADIN GÖRÜŞLERİ…

Kadınların görüşünün önemli olduğundan yola çıkarak, değişik meslek ve yaş gruplarından kadınlarla konuştuk. Konuştuğumuz kadınların neredeyse hepsinin büyükşehirde yaşayan kariyer sahibi kadınlar olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

 

Gülşah Özuz- Ev Hanımı

8 aylık hamileyim. Doğum şubat ayında sezaryenle olacak.6 yaşında da bir oğlum var. Tıbbı zorunluluk olmamasına rağmen oğlumu  sezaryenle dünyaya getirdim.Sezaryen tamamen benim tercihim. Normal doğum yapabilirdim. Sağlık problemim yoktu ama ben sezaryen istedim.Çünkü çok heyecanlıyım, uyutulup bebeğimin öyle alınmasını istiyorum.Bu annenin kararı ile ilgili bir durum. Doktorların hepsi anneye soruyor genelde ne istediğini. Ruhen hazır olmak lazım. Ben kendimi  normal doğuma hazır hissetmedim. Sezaryenden dolayı da çok sıkıntı çekmedim. Bir hafta sonra tamamen iyileşmiştim.

 

Asu Duman-Ev hanımı

İki çocuğum var. 11 Ay önce doğum yaptım. Her ikisini de sezaryenle dünyaya getirdim.Normal doğum yapmamda hiçbir sakınca yoktu. Ama ben sezaryeni tercih ettim.Normal doğumda duyduklarımız,gördüklerimiz hiç hoş değil. Sezaryen diye bir şey olmasaydı ben doğum yapmazdım. Her ikisine de annenin kendi karar vermesi lazım. Kimseyi etkilemek istemem herkesin ağrı eşiği farklı,dediğim gibi buna karar verecek olan annedir.

Özlem Yurtçu(Gazeteci)

Normal doğum öylesine korkulacak bir şey haline getirildi ki, daha bir iki yıl önce jinekoloji camiası normal doğumu teşvik etmeliyiz derken nedense Sağlık Bakanlığı bunu bir sağlık politikası haline getirme kararı aldıktan sonra “normal doğuma zorlandı bebeğe şu oldu anneye bu oldu” haberleri birdenbire patlama gösterdi. Hiç samimi bulmuyorum açıkçası. Fabrikasyon bir sistemle anneler saatli, dakikalı, kesilip biçilirken birilerinin işine geliyordu sistem. Etrafımda benim jenerasyondan bir arkadaşım yok ki normal doğum yapmış olsun. Bir gün bu dünyaya bir Özlem JR getirmek nasip ederse Allah, tıbbi bir mecburiyet olmadığı taktirde gayet de normal doğuracağım.

Pınar Abanoz-(TV Programcısı)

Kadın doğum operatörlerimizin normal doğum deneyimlerinin az olması, artık ebelerin eskisi gibi işlerini yapamıyor olması(oysa İngiltere’de kuzenim 2 çocuk doğurdu, ne bizdeki gibi sı sık ultrasona girmek var ,ne de kadın doğum uzmanıyla görüşmek var, süreç ebeyle ilerliyor), tarihin, saatin belli olması filan sezar yönteminin daha çok tercih ediliyor olmasında etken sanırım. Ben kalça ameliyatı olduğum için ortopedistin yönlendirmesiyle sezaryen olmak zorunda  kaldım,. 15 gün nekahet , ağrı -sızı, şişlik…

Hatice Şenses Kurukız  (Gazeteci)

Bence doğum şekli için “doğum korkusu ya da endişesi” gibi psikolojik durumları da göz ününde bulundurmak lazım. Kişinin hem fiziksel hem de psikolojik olarak uygun olduğu doğum seklinin belirlenmesi gerekiyor. Bir de ben yaşamadım ama etrafımda yakın çevreleri tarafından normal ya da sezaryen baskısına uğrayan insanlar var. Bu da eslerin desteği ile hallolacak bir mesele bence. Ben sezaryen ile evladımı dünyaya getirdim. Eğer oğlumun boynuna kordon dolanıp kalp atışları zayıflamasaydı normal doğum olacaktı. Son dakikada değişti.

Cansu Özdenak Kandemir– (Öğretim Görevlisi)

Fiziksel olarak müsait olmayan kadınların normal doğuma zorlanması doğru değil. Sonradan acil olarak sezaryene alınıyorlar.Bu durum anne ve bebek için risk yaratıyor. Böyle haberleri duyuyor, okuyoruz…

Şulecan Dalbudak Toközlü-(Medya İletişim Uzmanı)

Sezaryen oldum. Çocukların ikiz olduğu  ve biri  de tersten geldiği için. Ameliyat sonrası zor. Dikiş yeri hissini kaybediyor. O bölgede (karin ve karin altı) zayıflama olamıyor. Bir de okuduğum bir araştırmada sezaryen olan kadınlarda panik atak gelişiyormuş sonrasında.

Işıl Özdem Açıkel: (TV Muhabiri)

Hep normal doğum istedim. Normal doğum için geri sayım yaptım. Ama 40. Haftanın sonunda suyum geldi ve 12 saat normal doğum sancısı çekmeme rağmen doğumu sezaryenle yapmak zorunda kaldım. Doktorum Prof. İsmail Çepni de normal doğumu desteklediği için bu kadar saat bekledik. Sonra bebek riske girmesin diye sezaryene döndük. Bence sezaryen bir kabustu. Çok ağrım oldu sonrasında.

PROF.DR.FARUK BUYRU: ‘‘NORMAL  DOĞUM YAPANLARA DAHA FAZLA İZİN VE İKRAMİYE  VERİLSİN’’

Acıbadem Fulya Hastanesi, Tüp Bebek Bölüm Sorumlusu, Prof. Dr. Faruk Buyru’ya sezaryenle ilgili merak ettiklerimizi sorduk..

Buyru, sezaryenin Türkiye’de uzun yıllar yüzde 15 oranında seyrettiğini, anne-bebek ölüm oranlarını düşürmeye yönelik çalışmalardan sonra bir miktar arttığını kaydediyor. Buyru:‘‘2003 yılında ülkemizde tüm doğumların % 21’i sezaryen ile gerçekleşirken, bu rakam 2010 yılında % 46’ya çıkmıştır’’diyor.

İşte sezaryeni artıran nedenler:

*Nüfusun yaşlanması,

* Giderek daha az sayıda çocuk istenmesi,

* Planlı ve ağrısız doğum yapma isteği,

*Gebelikte iyi beslenme ve vitamin kullanımına bağlı daha iri bebeklerin dünyaya     gelmesi,

*Doğum korkusu.

Sezaryeni artıran başka hangi faktörler var?

Hekimlerin de gerek doğum sonrası ortaya çıkan problemler nedeni ile yüksek tazminat davalarına maruz kalmaları, gerekse zamanını kendi ayarladıkları biçimde doğum yaptırma istemlerinin de bu artışta payı var. Ben nasıl olsa 1 veya 2 çocuk doğuracağım, onu da hiçbir şekilde riske atmak istemiyorum diye düşünen anne adayları, planladıkları günde sezaryenle doğumu tercih edebilmektedir. Ağrım başladığında doktoruma ulaşamam korkusu, trafikte kalır mıyım endişesi her gebenin kafasında soru işareti yaratmaktadır. Bazı gebelerin saatlerce ağrı çektikten sonra doğuramayıp, sezaryene gitmeleri az da olsa ihtimal dahilindedir. Bütün bunlar sezaryenin giderek daha fazla yapılması ile sonuçlanmaktadır.’’

Sezaryeni en çok hangi kadınlar istiyor?

Sezaryen oranı sosyo-ekonomik açıdan gelişmiş olan kesimde daha yüksek. Bunun nedeni de bu kesimin daha geç ve daha az doğum yapması. Kırsal kesimde anne isteği veya annenin doğum korkusu nedeni ile sezaryen yapılmıyor. Ancak tıbbi bir gerekçe olursa sezaryene başvuruluyor. Daha geç ve zor gebe kalmak, tüp bebek gibi tedavilerle oluşan gebelikler, daha konforlu doğum isteği sezaryen artışına neden oluyor. Bir de sezaryenle doğum sayısının sınırlı olduğuna ilişkin yanlış bir inanış var. Aslında 4’e kadar sezaryenle doğum mümkün.

Normal doğumla ilgili kadınların en büyük korkusu ne?

Hem bebekle ilgili, hem de kendi bebekle ilgili korku ve kaygıları oluyor. Bebek doğumda sıkışır mı, oksijensiz kalır mı korkusu var. İri bebeklerin omuz takılma ve kollarında problem olma riski var. Ayrıca epizyotomi denilen ve perineye yapılan kesiden de korkuyor anne adayları. Tabii ki bu epidural veya lokal anestezi altında yapılıyor, ama yine de dikiş yapılırken canım acır mı diye korkabiliyorlar. Bir de çok önemli olan ‘başarabilir miyim’ korkusu var, ıkınamama ve doğuma yardımcı olamama endişesi yaşayabiliyorlar. En önemli olan gebenin ne ile karşılaşacağını önceden bilerek doğuma hazırlanması ve bunu yapacağına, yapabileceğine inanması. Aksi takdirde en ufak ağrıda ‘sezaryen olmak istiyorum’ diye vazgeçebiliyorlar.

Sezaryende tıbbı zorunluluk ne demek?

Normal doğum her şeyin yolunda  gittiği bir gebelikte başvurulması gereken doğum şekli. Ancak makat gelişi, annenin çatısının dar olması, iri bebek, bebeğin eşinin önde gelmesi, annenin hipertansiyon, şeker hastalığı bulunması, bebeğin suyunun azalması, günü geçtiği halde doğmamış olması sezaryen gerektiren tıbbi durumlar. Tüm bunlar dikkate alındığında yüzde 25’lik bir oran olduğu ortaya çıkıyor.

Normal ve sezaryenle doğumun avantajları dezavantajları neler?

Normal doğum sonrasında, doğum yapan kadının ayağa kalkması daha kolay, bebeği ile daha iyi ilgilenebiliyor.Sezaryen sonrası ayağa kalkma ve iyileşme daha uzun sürüyor. Bazen günlerce süren ağrılar olabiliyor..Normal doğumun ne zaman olacağının bilinmemesi, bebeğe bir şey olacak korkusu, doğum öncesi ağrılar, doğum yapamama korkusu da normal doğumdan kaçılmasına neden olmakta. Sezaryenle doğumun en büyük avantajı planlı olması. Gebe ve doktoru doğum zamanını belirlemekte, anestezi şekline ve hastaneye karar vererek doğumu gerçekleştirmektedir. Gerçek olmasa da sezaryende bebeğin daha az risk altında olacağına inanılmaktadır. Aslında normal doğum esnasında da bebeğin kalp atışları izlenerek en ufak bir risk görüldüğünde sezaryene geçilebilmektedir. Normal doğum esnasında vajina kaslarının gevşemesi, bazen normal doğum sonrası görülen cinsel fonksiyon bozuklukları da sezaryenin tercih edilmesine neden olmakta. Ancak sezaryen bir operasyon. Her operasyonun da bazı riskleri vardır. Kanama ve enfeksiyon riski sezaryende daha fazla. Nadir de olsa bağırsak ve mesane yaralanmaları görülebilir. Sonraki gebeliklerde bebeğin eşinin yerleşim yeri ile ilgili problemler gelişebilir ve buna bağlı olarak rahim alınması gerekebilir.

Sizce yasal düzenleme sezaryen oranlarını aşağı çekilmesinde etkili olacak mı?

Aslında ülkemizde sezaryen oranlarının yüksek olduğu ve bunun aşağıya çekilmesi gerektiği konusunda herkes hemfikir. Ancak bunu yasal düzenlemeler veya zorlamalarla yapmak mümkün değildir. Yasal düzenlemelerin sezaryeni arttırdığını söyleyemeyiz, ancak aşağıya da çekmediği de bir gerçektir. Normal doğumu teşvik etmek için örneğin normal doğum yapanlara daha fazla izin veya ikramiye verilebilir. Kamuda normal doğumun performans puanı arttırılarak hekimler teşvik edilebilir. Tazminat davalarına sınır getirebilir. Ebelerin riskli olmayan gebelere doğum yaptırması teşvik edilebilir.

Doktorlar çok sezaryen yapmakla suçlanıyor. Artışın sorumlusu doktorlar olarak görülüyor. Normal doğum yapabilecek kişileri sezaryene yönlendirmekle suçlanıyorlar. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Bazı doktorların sezaryeni tercih ettikleri biliniyor. Bu arkadaşların çoğu bunu baştan hastalarına söylüyorlar zaten. Kongre ve tatil öncesi gebesini doğurtup gitmeyi tercih edebiliyor hekimler. Ama bu çok az ve genel sezaryen oranlarına kıyaslanınca çok da önemli bir yer tutmuyor. Hekim açısından maddi olarak sezaryen daha avantajlı değil, ancak programlı olması açsından hekimler de bazen sezaryeni tercih edebiliyor. Ayrıca doğum sonrası görülen bebek problemler nedeni ile de doğum hekimleri haklı veya haksız olarak suçlanıp, tazminat davaları ile karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu da normal doğumdan kaçınılmasına yol açabiliyor.

Diğer ülkelerde durum nedir? ABD ve Avrupa ülkelerinden örnek verir misiniz?
Dünya Sağlık Örgütü daha önce sözü edilen %15’lik sezaryen oranının gerçekçi olmadığını kabul ediyor. ABD’de % 40′ yakın bir oran söz konusu. Avrupa’da İtalya gibi % 40 civarında yüksek oranlara rastlanabiliyor, Kuzey Ülkeleri’nde veya Hollanda gibi ev doğumlarının sık olduğu ülkelerde %15-20 gibi rakamlara da rastlanabiliyor. Ülkemiz sezaryen oranlarında dünya üçüncüsü. Bu rakamı aşağıya çekmek için hep birlikte çabalamamız gerekiyor. Bu birden düşecek bir rakam değil, uzun vadede % 30 civarına inmesini amaçlamamız gerekiyor.